İnsanlık Bu Kadar Delirmiş Olamaz!

Haber korkunç. “İnsanlık bu kadar delirmiş olamaz“ dedirten cinsten hem de. Dünyanın en büyük insanlık suçu olan Nazi soykırımının dünkü mağduru İsrail’in bugün “savunma“ adı altında ciddi bir insan kırımına gittiği görülüyor. İsrail‘in, gözü dönmüş bir biçimde Gazze’de bir hastaneyi vurması sonucu ölenlerin sayısının 1000’i geçtiği belirtiliyor.

Bunun savaş hukuku açısından kabul edilemez olduğunu söylemenin bir faydası yok elbette. Zaten söyleyen de yok. Söylemesi gerekenlerden biri şu AB Konseyi Başkanı Charles Michel olmalı değil mi? İsrail’in Gazze’dek, hastaneye saldırısıyla ilgili yaptığı açıklamada, “Çok fazla ölü var. Bu orada yaşayan insanlar için sahadaki dramatik durumu gösteriyor” dedi sadece. Sanki dünya bunu bilmiyormuş gibi.

Her ne kadar İsrail Ordu Sözcüsü “Hamas’ı sığınak olarak kullanmaması için Baptist Hastanesi ve diğer 5 hastanenin boşaltılması konusunda uyarmıştık“ dese de bu İsrail‘i Savaş Hukuku’nu hem de kaçıncı kez ihlal eden ülke durumundan kurtaramayacak.

“Savaş hukuku” ya da “silahlı çatışma hukuku” olarak da bilinen Uluslararası İnsani Hukuk (IHL), silahlı çatışmanın etkilerini insani nedenlerle sınırlandırmayı amaçlayan ayrıntılı kuralları belirler. Çatışmaya katılmayan kişileri korur, savaş araçlarına, yöntemlerine sınırlar koyar. Sadece bu değil, IHL silahlı çatışmalarda sağlık hizmetlerine erişimi korumak için de kurallar oluşturmuştur. Bu kurallar sadece devletleri değil, devlet dışı silahlı grupları da bağlar.

Onca savaştan, yani onca gözyaşına, ölüme yol açan boğazlaşmalardan insanlık elbette bu sonuçları çıkarabildi ancak. Kolay olmadı, bu. Yılları aldı. Madem kapışma önlenemiyor, hiç değilse “insanlığımızı yitirmeyelim“ diye kondu bu kurallar.

Ama olmuyor işte. Üstelik dünün en acı çekmiş toplumu bu kuralları en çok çiğneyen ülke durumunda bugün. Dinlerüstü kuralları çiğniyor üstelik. Herkesin kendi dinine göre uydurduğu, koyduğu kurallar değil bunlar. İnsanlığın ortak kararıyla varılmış ilkeler bunlar. Çok az konuda bir araya gelen farklı insan kümeleri bu konuda ortak karar alabilmişler yani. Savaşmayana saldırma, sağlık kurumlarını vurma, bunlar insanlığın ortak ilkesi. İsrail’in çiğnedikleri bu ortaklığı oluşturan farklı dinlerin, kültürlerin, alışkanlıkların vicdanı aslında.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) silahlı çatışmalarda sağlık hizmetlerine saygı gösterilmesine, bu hizmetlerin korunmasına ilişkin bir bilgi notu yayınlamıştı. Bilgi notu, silahlı çatışmalarda sağlık hizmetlerini düzenleyen yasal çerçeveye genel bir bakış sunmakta, IHL‘nin sağlık hizmetlerini nasıl koruduğunu açıklamakta.

Çatışmalarda sağlık hizmetlerine yönelik saldırıları düzenleyen yasal çerçeve 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri ile 1977 tarihli Ek Protokollere dayanıyor. Bu sözleşmeler, tıbbi tesislerin, personelin, hastaların korunmasını, sivillere insanca muamele edilmesini, bakıma erişim hakkını, savaş zamanında hastalara, yaralılara ayrımcı olmayan muamele yapılmasını zorunlu kılıyor.

Bazı durumlarda, Uluslararası İnsan Hakları Hukuku (UİHH) IHL‘den daha uygulanabilir durumdadır. UİHH, barış zamanında, silahlı çatışma sırasında insan haklarının korunması için bir çerçeve sağlar. Yaşam hakkı, işkenceye, köleliğe, ayrımcılığa maruz kalmama haklarını içerir.

Farklı zamanlarda oluşturulmuş bu kuralları anımsatmaktan amacım, uluslararası toplumun sağlık kurumlarını, savunmasız insanları savaştan korumak için nasıl titiz çalıştığını göstermek. Tüm insanlık, sağlık kurumlarının bir “savaş hedefi“ olmayacağı, olmaması gerektiği konusunda kesin kararını vermişken İsrail’in buna aldırmaması onu artık “modern dünya“nın “barbarı“ haline getirdi, farkında değil. Savaştığı Hamas’a yakıştırdığı “barbarlık“ dönüp dolaşıp kendisini de tanımlayan bir kavrama dönüştü.

“Boşaltılması konusunda uyarı“nın olması bir hastanenin bombalanmasının insancıl hukukun ihlali olarak değerlendirilmeyeceği anlamına gelmez.

Bunu iddia eden, yazan ben değilim. Örneğin, çok değil bir kaç yıl önce kaleme aldığı bir makalede yine Gazze’de bir hastanenin bombalanmasını “hem yasa dışı hem de kabul edilemez“ bulduğunu yazan Kanada Başbakanı Justin Trudeau’ydu, hatırlatırım.

Bu İsrail’in çok sık yaptığı bir ihlal. İki yıl önceki savaşta Gazze’den kaçmaya çalışan aileler için sığınağa dönüştürülen bir okula da bombalı saldırı gerçekleştirmiş, altı kişinin ölümüne yol açmıştı.

Bir yanda savaşla, çatışmayla işi gücü kalmamış, şifa bulmak için hastanelere doluşmuş insanları kısıtlı olanaklarla yaşatmaya çalışan bir İnsanlık, öte yanda en gelişmiş silahlarla insanları öldüren bir İnsanlık var.

Yani insanlık kendisiyle kavgalı.

Yazık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx