Tarihin Bilinen İlk Barış Antlaşmasına İmza Atan Hititler Hakkında 8 Sıra Dışı Bilgi

Dünya tarihinde insanlık medeniyetinin ilk izleri ile Mezopotamya ve içinde yaşadığımız Anadolu topraklarında karşılaşıyoruz. Günümüzden binlerce yıl önce bu topraklarda uygarlıklar kurulmakla kalmadı, bunlar birer krallığa dönüştü ve hatta aralarında savaşıp antlaşma bile imzaladılar. İşte bu medeniyetler arasında en önemlilerinden bir tanesi de Hititler uygarlığıdır. 

Ege ve Güney Doğu sınırlarını saymazsak neredeyse bizimle aynı sınırlara sahip bir medeniyet olan Hititler Türk olabilir mi bilmiyoruz ama tarihe bıraktıkları pek çok iz gerçekten de hayret verici. Daha da ilginç olan ise bu medeniyet ile kutsal kitaplarda bile karşılaşabiliyoruz. En iyisi gelin Hititler hakkında bazılarını ilk kez duyacağınız sıra dışı bilgilere yakından bakalım. 

Hititler hakkında bazılarını ilk kez duyacağınız ilginç bilgiler:

  • Hititler Anadolu’nun tam kalbinde kuruldu.
  • Eski Ahit’te Hititlerden bahsediliyor.
  • Hititler ilk kez 19. yüzyılda keşfedildi.
  • Tarihin bilinen ilk barış antlaşması Hititler ile Mısır arasında yapıldı.
  • Hititler öyle bir günde yıkılmadı.
  • Hititlerin sanat anlayışını günümüze kadar gelen tapınaklarından anlıyoruz.
  • Hititçe, bilinen en eski dillerden bir tanesi.
  • Dini inançları epey tanıdık.

Hititler Anadolu’nun tam kalbinde kuruldu:

Etiler olarak da bilinen Hititler, milattan önce 1650 ile 1190 yılları arasında hüküm sürdüler. Kafkasya üzerinden Anadolu’ya gelen Avrupalılar oldukları tahmin edilen Hititler, bugün Çorum il sınırları içerisinde bulunan Hattuşaş bölgesine yerleştiler.  Kısa zamanda sınırlarını genişleterek Kuzey Mezopotamya ve Doğu Akdeniz’e kadar olan geniş bir coğrafyada egemen oldular. Uzun mesafelerde göç edebilmelerinin yanı sıra tarımla da uğraştıkları için elde ettikleri topraklara yerleşmeleri kolay oldu. 

Eski Ahit’te Hititlerden bahsediliyor:

Müslümanların Tevrat ve Zebur olarak adlandırdıkları Yahudilerin kutsal kitaplarından biri olan Eski Ahit, Hititler keşfedilmeden önce bile bu medeniyetten bahsediyordu. Metnin Krallar Kitabı bölümünde bu medeniyetin İsrailoğullarına savaş arabası ve at yardımı yaptığı söylenir. Yaratılış Kitabı bölümünde Hz. İbrahim’in dostları olarak bahsedilirler. Hatta önemli Hitit askerlerinden olan Uriya’nın Kral Davud’un ordusunda komutan olduğu söylenir. Tarihler Kitabı bölümüne göre Uriya, dönemin en güçlü erkeklerinden biridir. 

Hititler ilk kez 19. yüzyılda keşfedildi:

Hititler ile ilgili ilk bulgulara ulaşan kişi Charles Texier isimli Fransız bir bilim insanı oldu ancak buluntuları doğru yorumlayamadı. William Wright tarafından 1884 yılında Çorum’un Boğazkale ilçesinde keşfedilen anıt üzerindeki yazıların Suriye’de bulunan farklı bir anıtla eşleşiyor olması ise olayı biraz daha aydınlattı. 1887 yılında Mısır’da bulunan diplomatik yazışmalar ise artık Kheta Krallığı’nı açık bir şekilde ortaya çıkarmıştı. 

Archibald Henry Sayce’nin Eski Ahit’teki metinler üzerinden kurguladığı Anadolu’da büyük bir medeniyet olduğu düşüncesi böylece kanıtlanmış oldu. 20. yüzyıla geldiğimizde ise artık buluntular açık bir şekilde ortada olduğu için Hititler medeniyeti kesin bir şekilde kabul edildi. En değerli arkeologlarımızdan olan Profesör Tahsin Özgüç hayatını kaybettiği güne kadar Hititler hakkında sayısız buluntunun ortaya çıkarıldığı önemli kazılara imza atmıştır.

Tarihin bilinen ilk barış antlaşması Hititler ile Mısır arasında yapıldı:

Hititler kuruldukları yerde kalmayıp sınırlarını giderek genişlettikleri için dönemin önemli medeniyetlerinden Mısır’ı tehdit eder hale gelmişlerdi. Mısır firavunu bu durumu değiştirmek için Hititlerin ticaret merkezi olan Kadeş’i ele geçirmeye karar verdi ve on binlerce askerlik ordusu ile yola koyuldu.

Bu noktadaki ilginç detay ise Mısır ordusu ile Hitit ordusunun neredeyse birebir aynı güçte olmasıdır. Bu nedenle iki taraf da sayısız kez çatışmasına rağmen bir türlü galip gelemedi ya da her iki taraf da kendini galip zannetti. Baktılar olmuyor aralarında bugün Kadeş Antlaşması olarak adlandırdığımız ve tarihin bilinen ilk barış antlaşması olan metni imzaladılar. Metin Akad ve Mısır dillerinde hazırlanmıştı. Antlaşmanın orijinal gümüş tableti kayıp ama kil tablet bulunmuştur. 

Hititler öyle bir günde yıkılmadı:

Hititler gibi büyük imparatorluklara dönüşen medeniyetler bir günde yıkılmaz. Kral IV. Tuthaliya öldükten sonra imparatorluk hızla güç kaybetti ve kısa sürede dağılmaya başladı. İmparatorluğun yıkılış tarihi olarak milattan önce 1190 kabul edilir ancak sonrasında kurulan Gurgum, Hilakku, Kammanu, Karkamış, Kummuhu, Melid, Patin, Tabal, Tunna gibi krallıklar sayesinde Hititlerin izi bölgede en az beş yüzyıl daha kendini göstermiştir. 

Hititlerin sanat anlayışını günümüze kadar gelen tapınaklarından anlıyoruz:

Hattuşaş ve çevresinde yapılan kazılarda 31 tane tapınak buluntusuna rastlandı. Bunların tamamı törensel amaçla kullanılıyordu. En ilginçlerinden biri ise 71 metrelik bir alt geçide sahip olanıdır. Aslan Kapı olarak adlandırılan bir tapınak girişinde yer alan kükrer haldeki iki aslan kabartması, Hititlerin hem sanat anlayışı hem de inanç sistemi hakkında ipucu veriyor. 

Yazılıkaya olarak adlandırdığımız bir açık hava tapınağı ise sayısız kabartmaya sahiptir. Doğal bir kayalık alan üzerine inşa edilen bu yapıda pek çok tanrı ve tanrıça kabartması kutlama yaparken görülür. Yine bir aslan ile birlikte dönemin kralı ve aynı zamanda başrahip olan IV. Tuthaliya’ya yer verilmiştir. Farklı bir galeride ise pek çok yeraltı tanrısının yer aldığı bir kabartma bulunmaktadır. 

Hititçe, bilinen en eski dillerden bir tanesi:

Bugün Hitit ve Hititçe olarak adlandırsak da aslında bu insanlar kendilerine Nesice konuşanlar anlamına gelen Nesili derlerdi. Kil ve tunç tabletler ile günümüze kadar gelen bu dil çivi yazısı ve hiyeroglif olarak iki farklı türde yazılıyordu. Hititçe, Hint – Avrupa dil ailesinin en eski dillerinden bir tanesi olarak kabul edilir. 1915 yılında Bedřich Hrozný, 1940’lı yıllar ise Helmuth Theodor Bossert tarafından çözümlenen Hititçenin yer aldığı on binlerce tablet günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. 

Dini inançları epey tanıdık:

Hititlerin inandığı sayısız tanrı ve tanrıça vardı. Ana tanrıları ise Teşup olarak bilinir. Tanrılar fiziki olarak insanlara benzer ama tabii benzersiz yetenekleri vardır. Hitit metinlerinde sık sık tanrıların birbiri ile kıyaslandığını ve insanların tanrılara hizmet etmek için yaratıldığını görürüz. Tapınaklar, bu tanrıları onurlandırmak için yapılırdı. Her tanrı için ayrı rahip vardı ancak başrahip kraldı. Tüm bunlara baktığımızda aslında Mısır inanç sistemi ile neredeyse aynı olduğunu görüyoruz. 

Anadolu’da kurulmuş ilk medeniyetlerden bir tanesi olan Hititler hakkında bazılarını ilk kez duyduğunuz sıra dışı bilgilerden bahsettik. Ülkemizin İç Anadolu bölgesini dolaşırken bir dahaki sefer bastığınız yerlere dikkat edin, belki bir Hitit kralı da binlerce yıl önce sizinle aynı yoldan yürüdü. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir