İnşaatta ‘küresel marka’ çıkar mı?

Başta havalimanları olmak üzere endüstriyel mimari alanında birçok projeye imza atan Ankara merkezli İki Mimarlık, sürdürülebilir konseptli yeni ev-ofis çözümüyle global arenada etkili bir oyuncu olma hedefiyle kolları sıvadı. Yolları ODTÜ Mimarlık eğitiminde kesişen Berkay Şeşen ve Süha Afacan ikilisinin Tav ve Nurol Holding tarafındaki 8 yıllık iş deneyimi sonrası kurdukları İki Mimarlık, aradan geçen 12 yılda otelden spor tesislerine, havalimanlarından ofislere kadar farklı projelerin mimari tasarımlarını gerçekleştirdi. Şirket, havalimanı mimarisinde Çukurova Havalimanı, Batum Havalimanı, Tiflis Havalimanı, Kayseri Havalimanı ve TAV’ın Antalya Havalimanı’ndaki genişleme ve büyüme yatırımlarında iş üstlendi. 

“Klasik işlerin dışında bir şeyler yapmamız lazım” diyerek pandemi başında, ahşap ev-ofis yapımına farklı yaklaşım getirerek; konvansiyonel yapı sistemlerinin dışına çıkmayı hedefleyen ikili; “The Hab Project” adını verdikleri projeyle şimdi de beton, sıva, plastik kullanmadan ev-ofis alanları üretmeye soyundu. Doğal yaşam alanı anlamına gelen “Habitat”ı kısaltarak projenin adını “hab” olarak belirleyen İki Mimarlık; bu konseptteki ilk binayı da Ankara’da 333 metrekarelik merkez ofisi olarak inşaa etti. 

Finlandiya esintisi 

“Ofisimizi örnek olarak yaptık” diyen Berkay Şeşen, “Ahşap yapı bizde unutulmaya başlanmıştı. Avrupa ve Amerika’da çok yaygın. Finlandiya’dan Metsa Wood’dan alıyoruz ahşap malzemeleri. Masif değil, lamine edilmiş ahşap malzeme kullanıyoruz. Metsa Wood, söz konusu ahşap malzemeye 100 yıl ömür öngörüyor. Burada hiç beton kullanmadık. Bina 165 adet, 2’şer metrelik çelik vida üzerinde duruyor” dedi. 

Betonarme temel yerine vida temel kullandıklarını anlatan Şeşen, “Bu sistemde temel için toprağı kazmak, beton doldurmak yok. Yani, temel için doğayı tahrip etmiyoruz. Sadece 2 metrelik çelik vidaları toprağa çakıyoruz. Vida sistemini 1890’da Almanya’da bir çiftçi kullanmış. ABD ve Almanya’da kullanılıyor. İnşaatta vinç, mikser gibi inşaat aletleri kullanmaya gerek kalmıyor. Saha hazırsa insan gücüyle 3 günde bitirilebiliyor. Süreyi projeden başlatırsak, geleneksel yapı 8-12 ayda tamamlanabilirken “hab” 8-12 haftada bitiyor” diye devam etti. 

Yeni teknoloji patent için gün sayıyor

“Hab” projesinde doğru malzeme ile doğru yapım tekniğini buluşturduklarını anlatan Süha Afacan, şunları kaydetti: “Depremle ilgili statik hesapları yapılıyor. Ona göre temel vidası sayısı ve uzunlukları belirleniyor. Aslında “Hab” yeni bir yapım teknolojisi. Patent başvurusu da yaptık. Yaptığımız binayı toprağa oturtmuyoruz. Burada 60 santimetre boşluk var. Çevresine drenaj yapıyoruz. Dolayısıyla yağmur, drenaj kanalları vasıtasıyla toplanıyor. Betonarme binalarda beton ile toprak arasında radon gazı oluşur. Bizim sistem “radon free” özelliğine sahip.” 

Ahşabın karbondioksit hapsetme özelliğine dikkat çeken Afacan, “1 metreküp ahşap, 1 ton karbon hapsediyor. Buna karşılık 1 ton çimento 780 kilo karbon salıyor. Karbon alacaklı bir proje yapıyoruz. Elektriğimizi yüzde 100 kendi üretimimizden kullanıyoruz. Burada doğal gaz kullanmıyoruz. Isı pompası sistemi kurduk. Ayrıca 4 kat daha az ısı kaybı oluyor. Ayrıca projemiz, daha iyi bir dünya için ilham verici ve yenileyici (rejeneratif) habitatlar tasarlamak ve sunmak amacını taşıyor. Uluslararası antlaşmalarla küresel bir uygulama planı haline gelmiş 17 maddeden oluşan “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları”ndan şimdiden 10’unu karşılıyor” diye konuştu. 

 

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.