CHP’de gözden kaçan… Sorun sadece Kılıçdaroğlu değil

CHP kongreler tarihini bilmezsek, Kılıçdaroğlu’nun, parti programını nasıl değiştireceğini kavrayamayız. Kaldığım yerden sürdüreyim:

Kemalist devrimcilikten uzaklaşmasına rağmen 1950 ve 1954 seçimini kaybeden CHP, 26-31 Temmuz 1954’de on birinci kurultayını topladı. Delegelere yılgınlık hakimdi:

Cemil Sait Barlas, “CHP’de 27 yılın iyiliklerinden ve kötülüklerinden sorumlu olmayan, yeni bir parti kuralım. CHP artık tarihi devrini tamamlamıştır” dedi.

Cemal Reşit Eyüboğlu, “CHP artık bu şekilde yaşayamaz, mutlaka ıslah edilmelidir.”

Delegeler, seçim mağlubiyetlerini tüm boyutlarıyla tahlil yapmaktan uzaktı. Sorunu salt partinin isminde arıyordu!

Bu yılgınlık sonucu CHP 1955 yerel seçimlerine katılmadı!

CHP’nin on ikinci kurultayı 21-24 Mayıs 1956’da toplandı. Otoriterleşen DP’ye karşı, rejimin kazaya gitmemesi için Anayasa Mahkemesi ve ikinci meclis/senato kurulması hedefi açıklandı. Yani, CHP’nin gündeminde düşünsel özeleştiri yoktu, halkın sorunları yoktu, salt rejimin korunması vardı!

CHP’nin on üçüncü kurultayı 9 Eylül 1957’de toplandı. DP iktidarının artan baskılarına karşı, muhalefet ile işbirliği yapılması kararlaştırıldı. İnönü, muhalefetteki Cumhuriyetçi Millet Partisi ve Hürriyet Partisi ile 3’lü Masa kurdu. Türkiye tarihinin ilk seçim işbirliğiydi bu. Ancak, 27 Ekim 1957 seçimini yine DP kazandı.

12 Ocak 1959’da on dördüncü kurultayını toplayan CHP, “ortanın solu” söylemini benimseyerek demokratikleşme taleplerini içeren “İlk Hedefler Bildirisi” yayınladı.

Araya 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi girdi…

***

CHP’nin on beşinci (1961), on altıncı (1962), on yedinci (1964), on sekizinci (1966), on dokuzuncu (1968) ve yirminci (1970) kurultaylarında ortanın solu vurgusu güçlendi. “Devletçilik” ilkesi utanılacak kavram olmaktan çıkarıldı: “Devletçi olduğumuz için soldayız.”

Parti gündeminde grev hakkı gibi işçi hakları yer almaya başladı.

Ancak 1961-65 sürecinde ödünler vererek sağ partiler ile koalisyon kurması CHP’de ideolojik bulanıklık yaşanmasına sebep oldu. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay gibi partililer “Atatürkçülükten uzaklaşılıyor” deyip istifa etti.

Ayrıca “ortanın solu” söylemine karşı çıkanlar CHP’den koptu; Güven Partisi’ni kurdu.

Diğer yanda “ortanın solu” söylemi ile yetinmeyen Ecevit gibi “devrimci gençler” de vardı. Ülkede sol rüzgârlar esiyordu ve bu CHP’yi de etkiliyordu.

Sonuçta, partide hâkimiyetini kaybeden İnönü, genel başkanlıktan ve CHP’den istifa etti. Kemalizm’e daha soldan bakan Ecevit genel başkan seçildi: 14 Mayıs 1972.

***

CHP 1970’lerdeki dört kurultayda programına “demokratik sol” eklemeler yaptı.

Parti programına Altı Ok ile simgelenen ilkelerin yanına, sosyal demokrat politikanın dayandığı altı kural getirildi: Özgürlük, eşitlik, dayanışma, emeğin üstünlüğü, gelişmenin bütünlüğü, halkın kendini yönetmesi…

Sosyalist Enternasyonel‘e katılım kararıalındı.

CHP, 1973 seçim öncesi hazırladığı “Ak Günlere” bildirgesi dönemin ruhuna uygun olarak sol vurguya sahipti: “İnsanın insan tarafından sömürülmesine karşıyız.”

Dış politikada tam bağımsızlık vurgusu öne çıkarıldı. Vs.

Seçimden yüzde 33,4 oy aldı. Dindar ile yobaz arasında fark görmeyen anlayışı “tarihi yanılgı” olarak eleştirip MSP ile koalisyon kurdu.

IMF gibi küresel sermayeyle arasına mesafe koyan CHP, 1977 seçiminde oyunu yüzde 41,3’e çıkardı.

Sonra, askeri darbeyle CHP kapatıldı.

Parti, 9 Eylül 1992’de yirmi beşinci kongreyle açıldı. Ardından… Neoliberalizm, “Üçüncü Yol” aldatmacasıyla partiyi teslim alıp, sağcılaştırdı.

Son otuz yıllık kangrenin asıl sebebi bu programdır.

Geçmişten ders alınmıyor, hatada ısrar ediliyor.

Soner Yalçın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx