Bathonea’da yazı takımı keşfi

GÖKHAN KARAKAŞ- Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Şengül Aydıngün başkanlığındaki bilim heyetinin İstanbul’un tarih öncesi döneminin izini sürdüğü Bathonea kazıları yine ilginç sonuçlar verdi. Kazılarda Bathonea Limanı’na giren ürün ve gemilerin kaydının tutulduğu divit-hokka takımı ve sepet biçimli sütün başı buluntular içinde en çok dikkat çekenler oldu. Prof. Dr. Aydıngün, “Bu yıl en ilginç buluntumuz 1500-1600 yıl öncesine ait yan yana ele geçen yazı takımı. Arkeolojik kazılarda ender rastlanan bir durum” dedi.

Depremle yıkıldı

Avcılar’ın Küçükçekmece Gölü kenarındaki Bathonea Antik Kenti’nde 2009’dan beri yürütülen arkeolojik kazılar, İstanbul’un tarih öncesi dönemine ışık tutuyor. 2022 yazı boyunca süren Bathonea kazılarına, 9 ülkedeki 5 kurumdan çeşitli bilim dallarını temsil eden bilim insanları katıldı. Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şengül Aydıngün başkanlığında 45 bilim insanıyla yürütülen kazılarda Doğu Roma İmparatoru (Bizans) Jüstinyanus döneminde yaşanan Büyük İstanbul depremiyle ilgili bilgilere ulaşıldı. Almanya, Yunanistan, ABD, Rusya, Polonya, Ukrayna, İtalya, İsviçre ve Türkiye’den altı farklı bilim dalından insanların katımıyla güçlü bir ekip oluşturduklarını söyleyen Prof. Dr. Şengül Aydıngün, 2 ay sonunda elde edilen sonuçları Milliyet ile paylaştı. Prof. Dr. Aydıngün, dönemin tarihçisi Mirinalı Agathias Scholasticus’un tarif ettiği gibi tahminen 21 Aralık 557 tarihinde İstanbul’da büyük yıkıma neden olan depremle yapının yıkıldığını düşündüklerini söyleyerek, “En kısa günün yaşandığı karlı bir gecede yaşandığı yazılan depremle yapının büyük zarar gördüğünü düşünüyoruz” dedi. Aydıngün, kazılardaki buluntulara ilişkin şu bilgileri verdi:

“Kocaeli Üniversitesi liderliğinde, TÜBİTAK katılımıyla ve Mercedes Benz’in katkılarıyla gerçekleşen kazılarda önceden jeofizik sonuçlarıyla bulduğumuz bir yapıyı açtık. Küçükçekmece Gölü’ne yakın alanda jeoradar ile tespit ettiğimiz alanda ‘Açma’ yaptık. Alan sorumlusu arkeolog Ayberk Enez, mimari izleri görülen alanda 25 m uzunluğunda 4 odalı bir yapı tespit etti. İlk odada karşımıza divit ve hokkadan oluşan yazı takımı çıktı. Odanın hemen yanında ise sepet şeklinde sütun başlığı bulduk. Sepet biçimli sütun 5.yüzyıl ile 7. yüzyıla tarihlendi. Erken Bizans dönemine tarihlenen bu eserin iyi korunmuş olması ve zor bulunması bizi sevindirdi. Özenle yapılan bu başlığı bulmak bölgenin önemini gösteriyor.”

Geyik kemiğinden hokka

Celal Bayar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden ve Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Ülkü Kara ise, divit ve hokka takımının önemini anlattı. Kara, buluntuların önemini vurgularken şunları söyledi:

“Aynı seviyede ele geçen bu iki eser dönemindeki yaşama ışık tutuyor. Zooarkeolog öğretim üyesi Dr. Hasan Değirmenci’nin gözlemine göre geyik kemiği olabileceğini düşünüyoruz. Mikroskobik ilk incelemelerimize göre üzerinde siyah ve kırmızı mürekkep izleri mevcut. Divit hokka içine batırılarak kullanılan bir aletti. Döneminde genellikle organik malzemeden üretilmiş mürekkep vardı. Pişmiş topraktan yapılan ve hokka olduğunu düşündüğümüz minyatür kap ile divitin yazım için kullanıldığını söylemek mümkün. Dönem içinde okuma yazma oranının çok düşük olduğu düşünüldüğünde, ele geçen bu objeler bulunduğu yapının önemini ortaya koymaktadır.”

Cam eserler

Ülkü Kara, limana dünyanın çeşitli yerlerinden gelen amforaların tespitini yaparken, antik cam uzmanı Dr. Şeniz Atik cam eserleri değerlendirdi. Dr. Şeniz Atik, “Cam antik çağlarda pahalı bir maddeydi ama çok fazla sayıda cam eser bulduk. Bu da bize varlıklı bir dönemi işaret ediyor” dedi. Beş bin yıl önce Bathonea’da Karadeniz ve Ege üzerinden yapılan deniz ticaretini araştıran Dr. Haldun Aydıngün ise liman yakınlarında çıkan taş aletlerin Neolitik döneme tarihlendiğini belirtti.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.