Afet bölgelerinde konut satışları yeniden başladı

Şubat ayında yaşanan deprem felaketinin ardından afet bölgelerindeki inşaat faaliyetleri hız kazanırken, konut satışları da yeniden başladı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre geçen ay Türkiye genelinde yapılan konut satışlarının yüzde 8,80’i afet bölgelerinde gerçekleşti. Bu illerin başında Kayseri gelirken bu ili Gaziantep ve Şanlıurfa takip etti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre geçtiğimiz ay Türkiye genelinde yapılan konut satışlarının yüzde 8,80’i afet bölgelerinde gerçekleşti. Depremden etkilenen bölgelerde konut satışlarının en çok yapıldığı şehirlerin başında 2 bin 79 ile Kayseri gelirken, sıralamayı Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Adana takip etti. Kayseri’nin konumu itibarıyla depremden ciddi ölçüde etkilendiğini, sonrasında da birçok artçı depremin meydana geldiğini söyleyen Global İnşaat Kurucusu ve Genel Müdürü Vedat Şimşek bölgedeki konut satışlarını ve inşaat faaliyetlerini değerlendirdi.

“MÜSTAKİL EVLERE TALEP YÜKSELDİ”

Kayseri’deki konut alıcılarının tercihlerinin depremden sonra değiştiğini kaydeden Vedat Şimşek, “Kayseri’deki vatandaşlarımız artık deprem riskinin en az olduğu bölgelere taşınıyor. Süreç boyunca yüksek katlı binalara rağbetin azaldığını, bunun yerine ise müstakil evlere talebin yükseldiğini görüyoruz. Elbette bu eğilim Türkiye’nin diğer illerinde de var. Ancak İstanbul, İzmir gibi kalabalık şehirlerde bu seçenek pek mümkün olmadığı için, talep az katlı binalarda yoğunlaşıyor. Dolayısıyla gelecek dönemde inşa edilecek yapılarda deprem yönetmeliklerine yalnızca Kayseri’de değil, ülkemizin tüm şehirlerinde uyulması gerekiyor. Vatandaşlarımızın can güvenliğini böyle sağlayabiliriz. Örneğin, Avrupa Birliği Projesi kapsamında Adıyaman ve Malatya’da yaptığımız iki binamız da deprem yönetmeliğine göre inşa edildi. Yaşanan depremlerde de yıkılmadı” dedi.

“PROJELER ZEMİN ETÜT RAPORU İLE UYUMLU TASARLANMALI”

Bir yapının inşasında dikkat edilmesi gereken hususları paylaşan Vedat Şimşek, “Bir yapının inşasında öncelikle ilgili belediyeden alınan imar durumuna göre proje için alanında uzman teknik bir ekiple anlaşıp proje hazırlatılmalıdır. Projeler, şartnameler ve yönetmelikler dikkate alınarak doğru yapılmış zemin etüt raporu ile uyumlu tasarlanmalıdır. Mühendislikte çok fazla alternatif çözüm üretilebilir. Yeter ki siz yapacağınız yapıyı fizibilite çalışması neticesinde ekonomik açıdan yapılabilirliğine karar verin” diye konuştu.

“FAY HATTININ GEÇTİĞİ BÖLGELERDE YAPI İNŞASINA İZİN VERİLMEMELİ”

Fay hattının doğrudan geçtiği bölgelerde yapı inşasına izin verilmemesi gerektiğini söyleyen Vedat Şimşek, “İnşaat süreci başlamadan önce yapılan testlerde zeminin sınıfı, yapısı, su seviyesi ile projede seçilmiş olan beton sınıfının tespiti ve zeminin taşıma kapasitesi gibi değerler belirlenmelidir. Öyle ki bu parametrelerden birinin eksik olması bile kabul edilebilen bir durum değildir. Dikkat edilmesi gereken husus ilim ve fennin ışığında yönetmelikler ve şartnamelere uygun doğru yapılmış zemin etüt raporu ile uyumlu yapılar tasarlamaktır. Ancak tüm bunları ölçmek ve doğru adımlar atmak deneyimli bir teknik ekiple mümkün. Biz de projelerimizde ilk adımdan itibaren alanında uzman ekiplerle çalışıyoruz” dedi.

“DOĞRU DENETLENEN BİNALAR HASAR ALSA DA YIKILMAZ”

Zemin etüt deneylerinin neticesinde hazırlanan rapora göre zemin ile uyumlu projeler hazırladıklarının belirten Vedat Şimşek, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Proje dizaynı yaparken inşaat mühendisliğinde geçerli olan 3E kuralını uyguluyoruz: Emniyet, ekonomi, estetik. Minimum maliyetle, sağlam ve görsel açıdan beğeni toplayacak yapılar tasarlıyoruz. Her bir yapıda bu kurallarda optimum noktayı yakalamayı hedefliyoruz. İnşaat sektörü yapım yöntemleri, şantiye sahasının zor şartları, istihdamın diğer sektörlere nazaran sürekliliğinin sağlanamaması işimizi bir kat daha zorlaştırıyor. Bu yüzden şantiye yetkililerini işinin ehli, yeterli tecrübe ve bilgi birikimine sahip kişilerden seçmeye özen gösteriyoruz. Doğru denetlenen binalar, afetlerde hasar alsa bile yıkılmaz. Ülke olarak da resmi kurumların öncülüğünde, mesleki kuruluşlar ve özel sektörle birlikte çalışarak uzun vadeli teknik ve finansal planlama yapılmak suretiyle yapılaşmaya gitmek gerekiyor.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir